Gelivera (Sapmaz) Köyü'nün tarihi


    Gümüşhane`nin Kürtün ilçesine bağlı tarihi bir köydür, bugünkü adı ise Sapmaz Köyü`dür. Köy, Gümüşhane ile Giresun sınırının kesiştiği noktadadır. Gelivera ismi ayni zamanda bir akarsunun da adıdır. Kürtün`de başlayip Giresun`dan Karadenize akar. Bir rivayete göre akarsuyun ismini Gelivera Köyü'nden almasıdır.

   

     GELİVERA,

          Gelivera köyünün kurucuları Cenevizlilerdir. Cenevizliler bölgenin zengin maden yataklarını, altın, gümüş ve bakır madenlerini işlerlerdi. Bunun yanı sıra hayvancılık ve tarımla (buğday) ugraşırlardı. Bölgeye taşköprü ve kale inşa etmişlerdi. Bölgeye Rumların hakim olmasıyla birlikte Cenevizliler bölgeyi terk etmişlerdir. (Tarihçi Ayhan Yüksel bana ulaşarak, benzer bilgileri teyit edemediğini bunun  yorum olduğunu, Cenevizlilerin sadece Karadeniz'de sahil bölgelerinde ticaret yaptığını söyledi. güncelleme 06.09.2007)

 
        14. yüzyılda Türk akınları başlar ve Gelivera Köyü`de bundan nasibini alır. 19. asırdan itibaren bölgede Rum varlğından söz edilmez. Ilk gelen Türklerin, Samsun Kavak`dan gelen Çepni Türkleridir. Komşu havarilerde Ermeni ve Rum köylerin varlığından 20. asrın başlanğıcına kadar söz edilir, fakat Lozan çerçevesinde bunlar Trakya Türkleri, daha doğrusu Yunanistan daki müslümanlarla takas olarak kullanılır.

        Gelivera köyünde işlenmiş maden ocakları izlerini hala korumaktadır. Ne yazık ki bu madenler işlenilmiyor. Cenevizliler tarafindan yapılan taşköprü ise 1990 yılında bir sel felaketi sonucunda yıkılmıştır. Kale ise nerdeyse tanınmayacak halde.

       Şaman  geleneğini yansıtan belirgin bir nokta olarak, köyde bulunan bir ocak ağacıdır, bu ağaca dileği olanlar ip veya buna benzer şeyler bağlarlar. Ayrıca Kurtuluş Savaşı'ndan kalma şehit kabirleri bulunmaktadır.

       Gelivera isminin anlamı konusunda çeşitli bilgiler vardır. Bunların başında geleni ise, köyde geçen dereden dolayı dereyi geçip gelme manasında, "Gele" Vara" yani "gelmek" ve "varmak" fiilinden, Gelevara isminin ortaya çıkmış olmasıdır. Halk arasında da Gelivera yerine Gelevara tabiri kullanılır. Resmiyet de ise Gelivera olarak geçer. Diger bir olasılık da köyün Rumlardan kalan bir isim olmasıdır. Bugünkü Yunanca'da "Gali" güzel, büyük manasına, Vera ise yüzük manasına gelmektedir.

         Merhum sanatçı Kazım Koyuncu   "Gelivera Deresi " isimli türkü ile köyümüzü müzik literetürüne taşımış oldu.



                                 Gelivera Deresi

    Koyverdun gittin benu

    Allah'ından bulasun

    Kimse almasun seni

    Gene bana kalasun.

 

   Sevdigum senin aşkın

   Ciğerlerimi dağlar

    Hiç mi düşunmedun sen oy

    Sevduğun boyle ağlar. 

 

    Gelevera Deresi oy

    İki dağun arası

    Yüzunden silinmesin

    Bıçağumun yarası.                       

 

 Köyün Kahramanı;

         1885 bügün Gümüşhane'nin Kürtün ilçesine bağlı Gelivera köyünde doğmuştur. Halk arasında Ekizoğlu diye ün salmıştır. İstiklal Savaşı döneminde büyük kahramanlıklar göstermiştir. Cephede teşkılatı mahsusadan Kuşcubaşı Eşref'le tanışıp, Karadenizdeki ayaklanmaları bastırma yönünde talimat almıştır. Bu sebeple Topal Osman'ın gönüllü ordusuna katılıp Sakarya, Dumlupınar ve Koçgiri isyanlarına karşı mücadele vermiştir. Özellikle bölgenin Rus işgaline uğramasından sonra bu müfrezeyle birlikte dağda savaşıp mucizevi bir şekilde basarılara imza atmıştır. Gelivera köyünde çete kurup, Pontuscu Rumlarla ve isyancı Ermenilere karşı büyük kahramanlıklar göstermiştir.

         Halk arasında en bilinen hikayesi ise, bir gece Rus karargahına girip Rus Komutanın kellesini koparmasıdır. Bu olay Ruslar üzerinde büyük etki yapmıştır, öyle ki Ruslar Tirebolu-Harşit denen bölgede beklemeye başlamışlardır ve ilerleme sağlayamamışlardır.Savaş sonrasında köy hayatına nalbant olarak devam etmiştir.   

        Ekizoğlu, Oğuzun yirmi dört boyundan biri olan Çepni boyundandIr. Anıt mezarı ise bugün  geçimini temin etmek için gittiği Kozbükü Köyü'ndedir.

           Çocuğu;     Hasan 'dan;

         Gülizar, Yeter, Kadir, Ayşe, Sarıkız, Fadime,Mehmet, Pamuk, Halil, Mustafa.

          Yeter Kara'nın  oğlu Nuri Kara 15 Yıldır Sapmaz Köyünde muhtarlık yapıyor.

          Çocukları halen Ekizoğlu namıyla anılan  soyadları  GÜNAY olan kişilerdir.

Bu yazıyı internetten bulan Emrullah Ekiz, sülalenin Görele'den dağıldığını, her yıl akrabaların kurultayda bir araya geldiğini anlattı. İlgilenenler      www.ekizoglu.net    de detaylı bilgi alabilirler.

 

  Evliya; 1- KARAVELOĞLU HOCA EFENDİ

          

hoca_efendi.jpg

  

     
      Kürtün, Güce, Espiye, Tirebolu  bölgesinin en tanınmış evliyasıdır.Gerçek adı Mehmet'tir. Eğitimini babası Mehmet Ali Hoca Efendi'den alarak genç yaşta takva sahibi, engin bilgileri olan , fetvası istenilen bir alim oldu. Sapmaz, Kazıkbeli, Karaovacık'sa vaazlar verdi.

     Kerametleriyle halk arasında ünü gittikçe arttı. Anlatılanlar arasında yağmur duası sonrasında yağmur yağdığının görülmesi,yağmurlu bir günde atıyla giden birini uyarmasına rağmen o kişinin yoluna devam etmesi ve uzaklaşmadan ona yıldırım isabet etmesidir. Su olmayan yere yapılan su değirmeni için duasıyla su akmasını sağlaması İlit ve çevresinde anlatılagelen bir vak'adır.

      Kalabalık guruplar halinde gelen ziyaretçiler duasını isteyip, nasihatlarını can kulağıyla dinlerlerdi.

          Hanımının ölmesinden sonra, Güce'nin İlit Köyü'ne  yerleşerek sohbetlerine burada devam etmiştir. Köy sakinleri de böyle bir derin hocayı kaybetmemek için, kendisini Alimenin kızı ile evlendirip, arazi vererek oraya yerleşmesini sağladılar.

         Karavelioğlu Mehmet Hoca Efendi  1962 Yılında İlit'te vefat etti. Mezarı günümüzde bile yoğun ziyaretçi akınına uğruyor.

          Çocukları; Hasan, Fatma ve Emine'dir.

           Bacıları; Gülizar ve Hacce'dir.

           Oğlu Hasan'ın çocukları; Ahmet, Mehmet, Mustafa, Ali, İsmail

            Hoca Efendi'nin torunu Mustafa (lakabı Topal Mustafa'dır) dedesinin izinden giderek dualarıyla şifa vermeye çalışıyor.

 

2-Evliy; Şeyh Kasım

Kaynak: HAYRİ BAHADIR   

 15 Mayıs 2008

Güce İlçesi ile Gümüşhane ili sınırları içersinde Gelevera (Sapmaz)

 

 Köyü'nde Kasım Şeyh olarak bilinen gönül erinin mezarı ilgi bekliyor.1486 yılında yazımı tamamlanmış olan Osmanlı Trabzon Sancağı vergi defteri kayıtlarından edinilen bilgilere göre; “Zaviye-i Boynuyoğun 7 kişi; Şeyh Murat veled-i Kasım ve Hasan ve Demürçi ve Bedir ve İbrahim ve Mehmet ve Yakup; zikrolan kimseler, mezbûr zaviyeye hizmet ederlermiş. Bu babda Trabzon sancak beyi Hasan Bey, ellerine mektup vermiş tâ kim bunlar dahi âyende ve revendeye hizmet ederler”. şeklinde ismi zikredilen ve bu bölgenin Türk – İslam yurdu olmasında çok büyük katkısı bulunan, Gelevera (Sapmaz) Köyünde, eski kemer köprünün 100 metre yakınındaki çayırda bulunan asırlık söğüt ağacı altında bir gönül erinin Kasım Şeyh’in mezarı.

 Etrafı korumasız çayırlarla kaplı içerisinde rahatlıkla hayvan otlatılan ağaçlarının dalları kopartılan korumasız bakımsız ve ilgisiz bir vaziyette kendisine bir elin uzanmasını sabırla bekleyen gönül erinin, Kasım Şeyh’in mezarı.

      Biz inanıyoruz ki burası Güce’nin  tanıtımına katkı sağlayacak ve daha çok insanın burasını ziyaretgâh yapacağı günler en kısa sürede gelecek. Sadece bir gayret lazım. Hiçbir şeyi dikkate alınmasa bile üzerinde yaşı asırları devirmiş söğüt ağacının hatırına burası koruma altına alınır diye düşünüyoruz. Geçmişle bağımızı sağlayan bu gönül eri ilgisiz bırakılmamalı.

      İnanıyoruz ki hayırsever vatandaşlarımızın  ve duyarlı yetkililerimizin katkılarıyla; ömrünü bu bölgenin yurt olmasında harcayan Kasım Şeyh’in mezarı çok özel bir görünüme kavuşturulabilir ve inancımıza uygun bir ziyaret alanına dönüştürülebilir. (2011 Yılında Gelivera'da tamamlanarak su tutulan AKKÖY-1 Barajı sebebiyle Kasım Şeyh'in mezarı su altında kalmıştır. Güncelleme 05.11.2012)

         KASIM ŞEYH'İN HAYATI

    Konumuzun kahramanı olan Türkmen şeyhi Kasım Dede’nin mezarı,Gelevera Yaylası’nda yer almaktadır. Kurduğu zaviye ise, vadinin orta kısmına yerleşmiş bir aşiretin adını taşıyan Boynuyoğun Köyü'nde bulunmaktadır. Bu köy; Osmanlı tarihinin son dönemlerinde de Tirebolu kazasına bağlıdır.Şimdi ise Güce İlçesine bağlıdır.  

      1876 tarihli salname kayıtlarına göre Yukarı Boynuyoğun 79 hane (165 nüfus), barındırmaktadır. Bahse  konu olan zaviye, Yukarı Boynuyoğun köyünde kurulmuştur. Kasım Dede hariç, diğer şeyhlerin mezarları ve zaviye yapıları bu köydeki mezarlıkta bulunmaktadır. Köyün merkezi, eski yapıların da bulunduğu küçük bir çarşı/belde niteliği olan Hasanşıh Mahallesi’dir. Tarihî mezarlık içinde, büyük şimşir ağaçları altında, Menteşe Şeyh ve oğlu Mustafa Şeyh türbeleri yer almaktadır; ancak söz konusu bu türbelerin hiçbirinde yazılı şahide yoktur. Mezarlığın güneyinde bulunan bir düzlüğe halk Semah Düzü demektedir. Bu ifade, yüzyıllar öncesinden gelen bir geleneğin, açık alanda sûfi ayini uygulamasının izlerini taşıması bakımından ilgi çekici bir durumdur.

           Kasım Dede’nin zaviyesinin kurulduğu köye şimdi, bu zaviyeden dolayı Tekke Köyü denilmektedir. Kasım Dede’nin evi, imareti(aşevi) ve değirmeni de bu köydedir. Kasım Dede Zaviyesi de, umumi yollar üzerinde kurularak; derbent, imaret, iskân ve irşat görevleri üstlenmiş, Ortaçağın tipik Türk sosyal kurumlarından biri olarak karşımızda durmaktadır.Söz konusu bu zaviyenin Osmanlıca vesikalardaki durumunu değerlendirmeye geçmeden önce, yöre halkının bu konuda neler bildiğini özetleyelim.
          Kasım Dede, askerde iken su üstüne seccade serip namaz kılarmış. Onu gören askerlerden birinin haber vermesi ile bu ilginç keramete şahit olan komutanı, onu ödüllendirmek istemiş ve kendisinden ne dilediğini sormuş. Kasım Dede de ona; “Derin dereyi bana verin yeter.”demiş. Komutan onun bu isteğini yerine getirmiş, bir derin dere olan Gelevera’nın Boynuyoğun kısmını ona vakfetmiş.

         Kasım Dede yaban elik keçilerini sağdırır, sonra da bunu aşevinde misafirlerine ikram edermiş. 

         Tekke köyü içinden geçen Gelevera Deresi üzerine bir değirmen yaptırmış. Bu değirmenin unu çok bereketli olur, zor tükenirmiş. Şeyh Efendi halktan, değirmenin teknesine bakmamalarını istemesine rağmen meraklanıp da zahire teknesine bakanlar, burada ağzından zahire haznesine buğday taneleri dökülen yılanı görüp çığlık atınca yılan kaçmış ve bereketin sırrı da yok olmuş.

         Murat Şeyh, Menteşe Şeyh ve Hasan Şeyh üç ermiş kardeşlermiş. Murat Şeyh’in 9 çocuğu varmış. Bunlardan en küçüğü Kasım Şeyh imiş. Murat Şeyh, hanımı ile şimdiki Tekke köyünden yaylaya göç giderken, hastalıktan ölümünü bekledikleri çocuklarından en küçüğünü bir ağaç kovuğunda bırakmışlar. Yaylada, kalan büyük çocuklarının hepsini de taun hastalığından kaybetmişler. Güzün köylerine döndüklerinde Murat Şeyh’in hanımı geride bıraktığı küçük çocuğunun öldüğünü düşünerek, hiç olmasa cesedini ve kalan kemiklerini gömerim hesabıyla kovuğa bakmak için ağaca yaklaşmış. Ağaç kovuğunda bulunan bir elik keçi, kadını görünce kaçarak oradan uzaklaşmış. Kadın ağaç kovuğuna baktığında hiç beklemediği bir manzara ile karşılaşmış. Ölür diye bıraktığı küçük çocuğu burada yaşıyormuş. Çocuk kaçan bu elik keçi tarafından beslenmiş, büyütülmüş. Kadın beklemediği bu duruma çok sevinmiş ve çocuğu alıp evine dönmüş. Baba Murat Şeyh bu durum karşısında, şükrünü eda etmek için köyde bir aşevi kurmuş ve gelen geçenlere yemek vermeye, onları misafir etmeye başlamış. Sonra çocuk büyümüş, Kasım Dede işte bu çocukmuş.

        Kasım Dede, Gelevera Yaylası’nda iken vefat etmiş. Yaylayı ikiye bölen derenin doğu yakasında bir çayıra mezarı kazılıp defin işlemi tamamlanınca, definden sonra mezara telkin veren imam efendinin elindeki kuru söğüt dalı, yeşil yaprak açmış. Bunun Şeyh Efendi’nin kerameti olduğu düşüncesiyle söğüt dalı mezar üzerinde bırakılmış. İşte şimdiki büyük söğüt ağacı, telkin için kullanılan bu dal imiş.
         Boynuyoğun Türkmen taifesi, Osmanlı idaresinden önce bölgeye gelmiş ve yerleşmiştir. Bu taifenin bahse konu olan köye yerleşmesine, Kasım Dede’nin babası Şeyh Murat Dede’nin öncülük ettiği anlaşılmaktadır. Nitekim 1515 tarihli vergi defterinde Kasım Dede ve kardeşi Derviş Ahmet’ten bahsedilirken; “mezkûrun ceddi ehl-i velâyet olup” ifadesine yer verilmektedir. Bu ifadeden Kasım Dede’nin babası Şeyh Murat ve dedesi Kasım’ın; Osmanlı öncesinde Pontus hâkimiyet sahasında, kolonizasyon faaliyeti gösteren ilk Türk dervişlerinden olduğu anlaşılmaktadır; elde bulunan en eski bilgiler, 1486 yılında yazımı tamamlanmış olan vergi defterinde yer alır:

       “Zaviye-i Boynuyoğun 7 kişi; Şeyh Murat veled-i Kasım ve Hasan ve Demürçi ve Bedir ve İbrahim ve Mehmet ve Yakup; zikrolan kimesneler, mezbûr zaviyeye hizmet ederlermiş. Bu babda Trabzon sancak beyi Hasan Bey, ellerine mektup vermiş tâ kim bunlar dahi âyende ve revendeye hizmet ederler”.

*****************************************

     KARAVELİOĞLU SÜLALESİ

       Horasan'dan göç edip, Kürtün Söğüteli Köyü'ne oradanda Gelivera Köyü'ne gelmişlerdir. Göç sebepleri; salgın hastalık, yoksulluk ve seferbirlik ilanıdır.Sülalenin önemli bir kısmı, Sapmaz, Güce, Kemaliye, İlit (Dayıcık Köyü ayrı muhtarlık oldu), Espiye, Karadere 'ye göç etmiştir. Bu bölgedeki aileler yaz aylarında Gelivera'da bir araya gelebilmektedir. Sülallenin Eynesil, Dereli, Giresun merkez Batlama Deresi  çevresindekilerle ve Kürtün'den Trabzon bölgesine göç edenlerle  irtibatı kesilmiştir.

      Bu araştırmayı internetten gören Alucra'nın Armutlu Köyü'nden Muzaffer Tekneci'de kendi sülalelerinin Garip Hasan lakaplı  deden çoğaldıklarını öğrenebilmiş.Ulaşabildiği en büyük dedesi; Hüseyin Karevelioğlu,hanımı Benefşe'ymiş. Oğlu Osman, onun oğlu İskender, onun oğlu aynı zamanda bana ulaşan Muzaffer'in dedesi Haceli'ymiş. Yeni akrabamızın araştırmalarında sülalenin bir kolunun Dereli'den Alucra'ya geldiği anlaşılmış. Dostumuza bize yeni bilgiler verdiği için ve bizimle tanışmak istemesinden dolayı çok memnun oldum.İlgilenen büyüklerimizin dikkatine.(güncelleme 22.01.2007)

     Karavelioğlularının bilinen  farklı aile isimleri, lakapları;

    1-Karavelioğlu  (Hoca Efendi 'nin çocukları ve yeğenleri)

    2-Kamil'in çocukları . Babası Yağboğlu Temel.. (Oğulları, Mecit, Çolak Kadir, Kara Mehmet, Haceli, Ahmet. Kızları, Zelişan, İpek, Döndü)  Sülale Mecit'in evinden ayrışmıştır. Bu evde günümüzde Celel ve Necip oturuyor.

    3- Deli İbrahim, Delioğulları (Kızgınlıktan bir gecede ev yaptığı için deli olarak anılıyor.Boduçoğulları olarak tanınıyor,Günümüzde Hacı Paşa torunlarıdır.)Espiye'de oturuyorlar.

    4-Yamıçoğulları Mehmet (oğlu yamıço Hasan olarak yaşıyor)

    5- Hocuoğulları

    6- Cödoğulları ( Muhtar Nuri Kara'nın ailesi)

         Gelivera'nın (Gelevera) Geçim Kaynağı

          12 Eylül 1980 e kadar silah yapılırdı.1990'lı yıllara kadar arpa, buğday, yonca, patates tarımı yapılırdı. Bunun yanında hayvancılık en önemli geçim kaynaklarından biriydi. Hartamacılık ve tahtacılıkda yapılmaktaydı.

           Tarım ürünlerinin az para etmesi (sanayileşen devletin yalnış tarım politikası ) sebebiyle, köydeki nüfus artışının tetiklemesi sonucunda özellikle 1970 den yukarı doğumlular geleceklerini okuyup memur olmakta gördüler. Böylelikle tarımcılık ve hayvancılık bitti denebilecek noktaya kadar geriledi.

         Kış aylarında köy tamamen boşalıyor. 1960'lı yıllardan sonra Güce ve Espiye'den aldıkları arazilerinin üstüne yaptıkları evlerinde ikamet ediyorlar. Okula giden çocuklar eğitimine buralarda devam ediyorlar.

         Yayladan sahil tarafını anlatmak için CENİK kelimesini kullanıyorlar.

.............................................................................................................

       GELİVERA'NIN İKLİMİ VE BİTKİ ÖRTÜSÜ- YABAN HAYATI

        İLKBAHAR;  yağışlı ve yüksekleri dumanlı

        YAZ;              sıcak

        SONBAHAR; yağışlı ve rüzgarlı

        KIŞ;              kar yağışlı ve sert rüzgarlı, geceleri ayazlı 

 

       Bitki Örtüsü ve Yaban Hayatı;    Alaçam, sakızçamı ve meşe ağaçlarından oluşan ormanlık alanda, ayı, domuz, tilki, kurt, tavşan, elik keçi   yaşar.  Derede alabalık tek balık türüdür. Dere kenerlarında gelincik görülür.  Sümbül, gaşgal/gelincik, papatya çiçekleri yetişir.Işgırik denen bitki çiçek de açar, haşlanarak yumurtalı ve unlu yemekleri yapılır.  Kekik, gücükdene, yemlik, yayla çayı,  kuşburnu, armut, yabani fındık, madımak, evlek mantarı, orman tirmiti, kuzukulak ve ebegümeci yetişen bitkilerdir. Alçamın kamsık dediğimiz kabuk içi özellikle kanser hastalarına tavsiye ediliyor. 

...................................................................................

       Gelivere (Gelevera)  Deresi

       Kazıkbeli yaylasından doğar, Beytarlası deresiyle birleşerek, Sapmaz'da Karaçukur ve Aktaş dereleriyle büyür. Giresun sınırında Ayı Deresi  de Gelivera deresine katılır. Güce sınırında Karaovacık Deresi buna katılır.Espiye'den üç kola ayrılarak denize dökülür.

...................................................................

     Gelivera'nın Maden Yatakları

      Dilkicek'te; bakır

      Kalenin arkasındaki Mağarada; demir,

      Demcikkaya'da; demir    izleri hala görülebilmektedir. Devletin kurumu Maden Teknik Arama (MTA) bu konuda çalıma yapıp çıkartabilecek madenleri işletmeye açmalıdır.

      Defineciler bölgede altın ve önceki dönemlerden gömülen tarihi eşyaların peşinde umut tüketmektedir.Bölgede altın ve gümüş madenleri olduğu söylenegelen bir rivayettir.

      ....................................................

        Dip Not

        Espiye Belesiye Başkanı Erol Karadere, Geliveralı'dır.

        Espiye'de, Karavelioğlu tüzel kişiliğinde 5-6  ticarethane vardır.

        Sapmaz Köyü; Merkez, Karşıgeçe, Köprübaşı, Yeniçeri, Hacullu, ve Hayat Deresi mahallelerinden oluşuyor.   Kendi çevresinde yazın yaylacılık yapılan; Karaçukur, Armutalanı, Küçükarmut Alanı, Mağara iç yaylalardır.    Merelar; Sivri, Kuzukulakağzı, Toptaş, Armutgıranı, Ayşesuyu, Sarıyer,Kılanlık, Köstül,Çaygötü'dür.

      Gelivera'nın yerlileri;

              Hacıoğulları (soyadları ÖZLÜ)

              Nuhoğulları (soyadları BİLGİN)

              Ekizoğulları (soyadları GÜNAY)

              Hendenoğulları (soyadları KILIÇ) Köyden taşınarak Tevekli Köyü'ne yerleşmişlerdir.

              Fırıcoğulları                   (soyadları GÜNER)

         Köydeki bazı aileler soyadlarını değiştirerek sülale isimlerini soyadı olarak almışlardır.

 

        ALİ KARA

       www.alikara.com.tr

      ali-kara@msn.com

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !